Ali ÖZTÜRK

İstanbul Valiliği neye izin verir, neye vermez?

16/7/2007 ·

 
İstanbul Valiliği neye izin verir, neye vermez?

İstanbul Valiliği bir Yunanlı sanatçının konserine izin vermemiş. İstanbul Valiliği'nin sözü geçen herhangi bir haber olunca durup düşünmek gerekiyor.

İstanbul Valiliği neye izin verir, neye vermez?

Neyi yasaklar, neyi yasaklamaz?

Bu soruyu üstelik 2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olacağını düşünerek cevaplandırırsak, düşünmek ne kelime ciddi olarak endişelenmemiz gerekiyor.

Kültür Başkenti olacak bir kentte bir sanatçının yasaklanması ne demek?

Kim olursa olsun? Ne yaparsa, ne söylerse söylesin?

Günümüzde sanata, müziğe yasak ne demek?

İleri sürülen gerekçe yasak kararından daha da vahim. İzin için gereken evraklar zamanında verilmemiş. Bürokratik işlemler yerine getirilmemiş.

Güldürmeyin insanı. Burası Türkiye, o bürokrasi istese her türlü engel en kısa zamanda aşıldığı gibi herşey de kitabına bir güzel uydurulur.

Kaldı ki ne demek bir sanat gösterisine polisiye bir olay gibi bakmak? Güvenlikse, polis güvenlik önlemlerini alsın, buna kimsenin bir itirazı yok. Bunun için ise sadece bir bildirim yetmez mi?

İzin ne demek? İzinse Kültür Bakanlığı izin vermiş.

Ne yani, İstanbul Festivali'ne katılan bir senfoni orkestrası vali bey çeşitli yasaklar içeren bir yığın yasa ve mevzuat içinde uygun olanları seçerek buna müsaade etmezse gelemeyecek mi?

Öyle ya, istese 'Hıfzıssıhha Talimatnamesi'nin ilgili maddesine göre de yasak koyabilir valilik. “Kuduz ya da salgın hastalık var” diyerek karantina da uygulayabilir!

Sen yasak iste, Türkiye'de mevzuat yasaktan geçilmiyor. Yeter ki niyetin kötü olsun.

İstanbul Valiliği konser yasaklıyor ama, 301 mağdurlarının yargılanmaları sırasında mahkeme salonlarına taşan saldırganlıklara bir şey yapmıyor. (Yapamıyor diyemeyeceğim, yapmıyor)

İstese bunları da yasaklayamaz mı? Mesele mevzuatsa, buna niyeti olsa istediği kadar kanun, tüzük, madde, fıkra bulabilir.

Bunun gibi bir çok mesele var. Yapması gerekenleri yapmıyor. Yapmaması gerekenleri vazife bellemiş. Tiyatro yasaklıyor, kültürel etkinlikleri yasaklıyor. Kürtlerin, gayrımüslim azınlıkların kültür sanat çalşışmalarına gizli cemiyet faaliyeti, silahlı eylem muamelesi yapıyor.

En önemlisi de Hrant Dink'i Emniyet Müdürlüğü'ne gelen onca istihbarat raporuna, uyarıya rağmen koruyamıyor. Göz göre göre öldürülmesine seyirci kalıyor. Adeta görmezden geliyor.

Öncesinde Hrant'a yapılan tehditleri de dikkate almıyor.

Hatta bizzat vali yardımcısının makamında, iki resmi görevlinin onu tehdit etmesine göz yumuyor. Hrant bunu açıkladığı halde bu görevliler hakkında hiçbir işlem yapmıyor.

İstanbul Valiliği böyle bir valilik işte.

İşkenceci polislerin yargılanmalarına dahi çok zor izin veriyor. Genelde vermiyor.

Adeta özel ve özerk bir yönetim gibi. Adeta hükümete değil de başka bir merkeze bağlıymış gibi. Nitekim Kültür Bakanı'nın izin verdiği konseri yasaklaması bu iddiayı doğrular nitelikte.

Valilik, İstanbul'u, içinde barındırdığı azınlıklar, Kürtler, çeşitli etnik unsurlar, marjinaller, yabancılar vesaire çok geniş bir mozaik olarak kabul edip, bu çeşitliliği bir avantaja dönüştürmek yerine, kenti bir korku ve kuşku bölgesi olarak düşünen devlet anlayışının temsilcisi olmaya devam ediyor.

Olay şu: Tanınmış Yunanlı müzisyen Yorgo Dalaras'ın dün akşam yapılması planlanan konserine İstanbul Valiliği izin vermiyor. Gerekçe ne olursa olsun, bu önceden planlanmış ve izin verilmiş bir konseri yasaklamak anlamı taşıyor.

Valilik gerekçe olarak konser evraklarının zamanında teslim edilmemesini gösteriyor ama, bazı köşe yazarları ve gazetelerin bu sanatçıyı bir süredir 'Türk Düşmanı' ilan ettikleri de biliniyor.

Mesele başka. Mesele, konserin Fener Rum Patrikhanesi'nin düzenlediği bir konferans vesilesiyle yapılıyor olması. Devletin Patrikhane'yle ilgili resmi görüşü ise malum.

“Patrikhane Türkiye'yi bölmeye çalışan, kuşku duyulan hain kurumlardan biri” olarak biliniyor.

Bu görüş saklanmıyor da. Devletin sivil-asker çeşitli kademelerinde dile getiriliyor. Daha geçenlerde Danıştay'ın bir karara gerekçe olarak yazdıkları arasında buna benzer görüşler ifade ediliyordu.

Bir valilik yetkilisi yasaklama kararı için, “Kanunlar açık. Bu kararın politik nedenleri ya da sanatçının Yunanlı olmasıyla bir ilgisi yok” demiş. Adeta yasaklamanın gerçek nedenini açıklıyor gibi.

Şimdi tepkiler dile getirilecek, tartışmalar olacak vesaire.

Bunlara fazla üzülmüyorum.

Beni asıl düşündüren, bu yasakçı kafalarla, İstanbul'un nasıl olup da 2010 Avrupa Kültür Başkenti olabileceği?

İstanbul güzel festivallere, kültür olaylarına ve unvanlara layık ama, bu yöneticilere asla değil.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »